fav. | | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
Image Hosted by ImageShack.us
Ne mutlu TÜRK 'üm diyene...
Image Hosted by ImageShack.us
g ü l e r y ü z l ü
ç o c u k
Image Hosted by ImageShack.us

güleryüzlü çocuk

*~*~*~*~* ‘ HOW HAPPY IS HE WHO CAN SAY “ I am a Turk..! " ' *~*~*~*~*

Feslekancı kız

hirsiz_alarmi1 Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde kalbur saman içinde. Mine adında  çok  güzel  bir
genç kız yaşarmış. Mine’ nin  babası  çiftçilikle  uğraşır, evinin  geçimini  oldukça  büyük tarlasını ekip biçerek  temin  edermiş. Mine, ev  işlerinde  annesine  yardımcı  olur,  boş zamanlarında ise, evlerinin önündeki bahçede  fesleğen  çiçeği  yetiştirirmiş. Bahçedeki fesleğenlerin kokusu uzaklardan hissedilir ve yüreklerde ferahlık sağlarmış.

Padişahın oğlu Şehzade Selim, fırsat buldukça atına biner,  dağlarda,  ovalarda  gezermiş. Günlerden bir gün, yolda giderken, ilerden bir yerden burnuna çok güzel fesleğen kokuları gelmiş. İçinde bir merak uyanmış, ‘ Acaba bu kokular nereden geliyor?..’ diye. Kokunun kaynağına ulaşmaya karar vermiş. Gitmiş…Gitmiş…Sonunda, bir evin önündeki bahçede fesleğenleri görmüş. Bakmış bahçede güzel bir genç kız fesleğen topluyor. Kır atını bahçenin   kenarına kadar yaklaştırmış ve kıza seslenmiş:

“ Feslikancı kızı…Feslikancı kızı…Fesleğenin yaprağı kaç?..”

“ Okursun yazarsın beyim, gökteki yıldız kaç?..” demiş kız.

Bunun üzerine Şehzade Selim:

“ Bu dünya , bu güneş, bu yıldızlar hep bilmece
   Döner devr-i alem kimi gündüz kimi gece
   Bilemez kimse bugün nicedir, yarın nice
   İsmini bağışlar mısın, olsun dilimde hece..” deyince, kız da:   

“  İsmimi sorarsın saklamam söylerim: Mine..” demiş.

“  Mine isimli güzel kız, bil bakalım ben kimim?  “

“  Kır atınla gezersin, ya beysin, ya paşasın…”

“  Bilemedin güzel kız ben Şehzade Selim’ im…”

Deminden beri söyleştiği yakışıklı delikanlının Şehzade Selim  olduğunu  öğrenen  Mine, haliyle çok şaşırmış. Bir şeyler söylemek istemiş, fakat heyecandan ne diyeceğini bilememiş.   Annesinin kendisini çağıran sesini duyunca heyecanı  kaybolmuş. Şehzade’ ye  “ Annem çağırıyor, hemen şimdi gitmeliyim..” demiş ve koşarak uzaklaşmış. Daha sonraki günlerde Şehzade Selim ile Mine görüşmeye devam etmişler. Bir gün Mine  Şehzade’ yi  anne  ve babasıyla tanıştırmış. Mine’ nin anne ve babası Şehzade’ nin  kendilerine karşı gösterdiği yakınlıktan ve saygıdan memnun kalmışlar. Şehzade Selim, uygun bir zamanda durumu padişah babasına anlatmış. Eğer izin verirse  Mine ile evlenmek istediğini söylemiş.

Padişah:

“ Aman efendim, ne demek?  Biricik oğlum bir kız sevecek,  evlenmek isteyecek de, ben bu duruma evet demeyeceğim?   Olur mu böyle şey?..Sen kızı kendine layık bulduktan sonra  biz üzerimize düşen görevi yapar, gider kızı ana-babasından isteriz  “ demiş ve kızı istemeye gitmek için  sarayda yoğun bir hazırlığa girişilmiş.

Bu hazırlıklardan memnun olmayan iki kişi varmış: Baş vezir ile kızı Canan.. Baş vezirin kızı Canan, Şehzade’ yi  ta  çocukluğundan beri sever ve evlilik hayalleri kurarmış. Şehzade’ nin bundan haberi bile yokmuş. Baş vezir, yanına kızını alarak, saray yakınlarındaki eski bir evde tek başına yaşamakta  olan  Bilge Çileli’ ye  gitmiş.  Bilge Çileli,  Baş vezir  ile  kızının anlattıklarını, büyük bir dikkatle dinlemiş.

Baş vezir:

“ Şehzade’ nin o kıza olan sevgisini azaltacak ve benim kızımı sevmesini sağlayabilecek bir ilaç hazırlayabilir misiniz? “ diye sormuş. Bilge Çileli, biraz düşündükten sonra: 

“ Sayın Baş vezir, “ demiş, “ istediklerinizin gerçekleşmemesi için hiçbir neden yoktur. Böyle bir ilacın bileşim formülü ve hazırlanması için gerekecekler bende mevcuttur. İlacınızı yan odada hazırlarken, sizin burada beklemeniz gerekecek. İzninizle. “   

Şehzade, her gece uyumadan önce bir bardak su içermiş. Baş vezir, fırsat buldukça, bu suyun içine hazırlanan ilaçtan birkaç damla karıştırmaya başlamış. İlaçlı  suyu  içen  Şehzade’ nin hemen uykusu gelirmiş ve sabaha kadar uyurmuş. Böylece günler geçmiş. Daha sonra, oğlan tarafı gidip Mine’ yi babasından istemişler. Söz kesilmiş. Nişan ve düğünün bir arada, bir ay sonra, sarayda yapılması kararlaştırılmış. Baş vezir ise, Şehzade’ nin içtiği suyun içine  ilacı karıştırmaya devam etmiş.

Nihayet düğün günü gelmiş, çatmış. Sarayda eğlenceler devam ederken, bir aralık, Baş vezirin kılık değiştirmiş olarak sarayın arka kapısından çıkıp bir ata binerek uzaklaştığını kimse  fark etmemiş. Baş vezir az sonra Bilge Çileli’ nin evine varmış. Bilge Çileli  kapıyı  açınca, Baş vezir, selam verdikten sonra, sadece “ Neden? “ diye sormuş.

Bilge Çileli:

“ Sayın Baş vezir, “ demiş, “ anlatacaklarımı dinlerseniz sanırım bana hak vereceksiniz. Kapıda kaldınız, gelin içeride konuşmamıza devam edelim…”

Bilge Çileli ile Baş vezir, bir saati aşkın bir süre konuşmuşlar. Bilge Çileli, konuşmasının bir bölümünde, Şehzade Selim’in  zaman  zaman   kendisine  uğradığını,  çeşitli  konularda  fikir ürettiklerini ve bilgi alışverişinde bulunduklarını, Şehzade’ nin  Mine’ yi tanıdıktan sonra hep ondan bahseder olduğunu söylemiş. İster istemez bu kızı merak etmeye   başladığını, bir  gün Mine’ lerin evine Tanrı misafiri olarak gittiğini, kılık kıyafetine bakıp kapıdan çevrilmediğini, sofraya buyur edildiğini,  Mine ve ana-babasıyla  konuşup  dertleştiklerini,  Mine’ nin  bazı konularda özgün fikirleri olduğunu…kısaca Mine’yi Şehzade Selim’ e  layık bulduğunu; fakat önemli olan Şehzade’ nin  kiminle evlenmek istediğiydi, demiş.

“ Canan’la  beraber bana gelmeden önce  Şehzade Selim geceleri uykusuz kaldığını, rahat uyuyamadığını  söylemişti. Size  verdiğim  ilaç   uyku  ilacıydı.  Sonradan  Şehzade’ nin uykularının düzene girdiğini öğrendim. Sayın Baş vezir, meseleler kimseye zarar verilmeden sonuçlanırsa çözüm başarılı olmuştur. İstediğiniz olmadı diye,  bana kızmanız gerekmez. Ben doğru olanı yaptım. Olanlar tamamen aramızda kalacaktır.  Bunları en başında anlatsaydınız olmaz mıydı, diye soracak olursanız cevabı, değişik  arayışlar  içine  girmenizden  çekindim  diyebilirim. “

Bunun  üzerine Baş vezir  göz pınarlarında biriken iki damla yaşı sildikten sonra: 

“ Sözlerinde tamamen haklısın, Bilge Çileli. Benim için bu konu burada kapanmıştır. Kızımla da konuyu etraflıca konuşup, tek taraflı sevmenin sevgi çiçeğini yeşertmeyeceğini, zamanla sararıp solmasına neden olacağını uygun  bir  dille  anlatacağım.. Her  şey  gönlünce  olsun..
Şimdilik hoşça kal  ”  demiş ve saraya geri dönmüş.

Düğün eğlenceleri kırk bir gün, kırk bir gece devam etmiş. Şehzade Selim ile Feslikancı  Kızı Mine  evlenerek muratlarına ermişler.


Yazan: Serdar Yıldırım

starstarstarstarstarstarstarstarstarstarstarstarstarstarstarstarstarstarstarstarstarstarstarstarstarstarstarstar